Back to Top

BUĞDAY KARASİNEĞİ [Phorbia securis Tiensuu (Diptera: Anthomyiidae)]

BUĞDAY KARASİNEĞİ  (Phorbia securis Tiensuu)
(Diptera: Anthomyiidae)

TANIMI VE YAŞAYIŞI

Ergin, genellikle siyah renkte olup 3.5-5.0 mm boyundadır. Kanat uzunluğu 3.0-4.5 mm olup, istirahat halinde abdomeni 1.0-1.5 mm geçer. Kanatlar gri renkli olup kanat damarları kahverengidir (Şekil 1. a,c).

Fitopatoloji Bloğu

Şekil 1. Buğday karasineği ergini (a), larvası (b), kanat damarlanması (c) ve pupanın apikal ucu (d).


Yeni bırakılmış yumurtalar beyaz renkte olup, zamanla sarımsı bir renk alır. Ortalama 1.2 mm boyda olup, silindirik yapıdadır.
Toplam 3 larva dönemi vardır. Yumurtadan çıkan larva beyaz renkli olup yaklaşık
1.0 mm boyundadır. İkinci dönem larva boyu yaklaşık 3.0 mm’dir. Üçüncü dönem larvalar sarımsı-beyaz renkte ve ortalama 7 mm boyundadır. Larvanın baş tarafı sivrimsi, abdomen sonu küt biçimdedir (Şekil 1b).
Pupa, kırmızımsı kahve renkte, fıçı şeklinde, ortalama 4 mm uzunlukta olup,  analda 2 adet stigma bulunur (Şekil 1d).
Bir dölünü ilkbaharda, diğer dölünü sonbaharda üzere senede iki döl verir.
Sonbahar dölünün bireyleri, kışı toprakta pupa olarak geçirir. Pupalardan ergin çıkışı nisan ayında görülür. Dişiler, yumurtalarını, yazlık ekim yapılan buğdayın ilk çıkış döneminde koleoptile, yeni çıkan yaprakların yaprak kını altına veya yakacık (ligula) civarına bırakırlar. Bir dişi günde 2-7 adet yumurta olmak üzere toplam 20- 45 yumurta bırakır.
Yaklaşık 5 gün sonra yumurtadan çıkan larvalar, mayıs sonu haziran başlarında olgun larva olurlar ve yazı diyapoz halinde geçirirler. Birinci dölün ergin çıkışı eylül-ekim aylarında olur. Bu erginler havanın iyice soğuduğu dönemlere kadar, ikinci dölü meydana getirecek olan yumurtaları bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvalar, erken ekilen kışlık buğdaylarda, özellikle tarlaların kenar kısımlarında daha yoğun olmak üzere hububatın toprağa yakın sap kısmında beslenerek yaklaşık 5 cm uzunluğunda galeri açarlar. Larva süresi bu döl de daha kısa olup en çok 1.5 aydır. Gelişmesini tamamlayan larvalar, zarar verdikleri bitkiden maksimum 4 cm uzaklıkta, genellikle 1-3 cm nadiren de 5 cm toprak derinliğinde kökler arasında pupa olarak kışı geçirirler.

1.  ZARAR ŞEKLİ, EKONOMİK ÖNEMİ VE YAYILIŞI

Başta buğday olmak üzere, zarar gören bitkilerde büyümede gerileme olacağı gibi bitkilerin tamamen ölümüne de neden olabilirler. Bazı yıllar, iklim koşullarına bağlı olarak zararı artabilmektedir.
Zarar, bitkinin kardeşlenme döneminde, özellikle erken ekilen tahıllarda görülür. Larva ana sapın genellikle 5 cm yukarısından girerek, onun kurumasına yol açarak “göbek kurusu” denilen zararı meydana getirir.
Ülkemizde Trakya Bölgesinde Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da zarar yaptığı tespit edilmiştir.

2.  KONUKÇULARI

Buğday, arpa, çavdar, yulaf ile yabani graminelerden ayrık [Agropyron repens (L.)], püsküllü çayır otu (Bromus spp.) ve itkuyruğu (Phleum pratense L.) ana konukçularıdır. Özellikle kışlık buğday ve yazlık arpada zararı oldukça fazladır.

3.  DOĞAL DÜŞMANLARI VE ETKİNLİKLERİ

Ülkemizde bir doğal düşmanı tespit edilmemiştir.

4.  MÜCADELESİ

4.1. KültürelÖnlemler
Zararlıya karşı aşağıdaki kültürel tedbirler önerilebilir:
–     Anızların yakılmadan mekanik olarak yok edilmelidir.
–     Ekim nöbeti uygulanmalıdır.
–     İyi bir toprak işleme ve özellikle derin sürüm yapılmalıdır.
–     Makarnalık buğday ekimine ağırlık verilmelidir.

4.2. Kimyasal Mücadele

Bu zararlıya karşı, ülkemizde ruhsatlı bitki koruma 

Kaynak: ZİRAİ MÜCADELE TEKNİK TALİMATLARI CİLT 1 s. 53

ROUNDUP READY

ROUNDUP READY
https://gmo-awareness.com/resources/glyphosate/
RoundupTM glyphosate olarak bilinen kimyasal ismi N-phosphonomethylglycine olan glisin amino asidinden türemiş bir organofosfat bileşiğidir. Çok geniş spektrumludur ve yeşil olan her bitkiyi öldürür. Monsanto herbisit kullanımını arttırmak için glifosata dirençli ticari bitki çeşitleri geliştirmek istemiş ve 1980’lerin başlarında EPSPS genini izole ederek klonlamış ve bitkilere transforme ederek bu enzimin fazla üretilmesini sağlama metoduyla transgenik çeşitler elde etmiştir.

P.Hybrida’dan EPSPS Üretimi

Bu EPSPS enziminin aşırı üretimi transgenik bitkilerin glifosata artan tolerans göstermelerini sağlamış fakat büyümede gecikmelere neden olduğu için ticari olarak kullanılamamıştır. 1990’ların ortalarında CP4 EPSPS geni olarak adlandırılan Agrobacterium CP4 ırkından elde edilen farklı bir EPSPS geni kullanıldı. Yürütülen bu çalışmalar sonucunda soya DNA sı içerisine sabit olarak entegre olmuş CP4 EPSPS ve EPSPS CTP genlerini bütün olarak içeren PV-GMGT04 plasmidinin bir fragmenti bulundu. Son transgenik türler yabani türlerden 3 kez daha fazla glifosata dirençli olmuşlardır. Glifosat işlemlerinin kullanımından kaynaklanan verim artışı Monsanto tarafından % 7 olarak belirtilirken bu transgenik türlerin geleneksel ıslah yöntemleri ile aynı seviyede eldesinin ise 20 yıl aldığı belirtilmiştir.


Kaynak: GİZEM HACIMUTO
YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
BİYOLOJİ BÖLÜMÜ

Pamuk Yetiştiriciliği

PAMUK YETİŞTİRİCİLİĞİ


TOPRAK İSTEKLERİ
Pamuk, her türlü toprakta yetişebilen bir bitki olmakla birlikte, yüksek verim ve kaliteye ulaşabilmek için toprağın derin profilli alüviyal olması gerekir. Derin, kumlu-killi, su tutma yeteneği yüksek, geçirgenliği, işlenmesi ve sulanması kolay topraklar pamuk tarımı için ideal topraklardır.

İKLİM İSTEKLERİ
Pamuk tarımında en önemli iklim faktörlerinin başında sıcaklık, gün ışığı, yağış ve oransal nem gelmektedir.Yıllık ortalama sıcaklığın 19ºC ,yaz ayları sıcaklığı ise 25ºC olması gerekir.Sıcaklık tarak oluşmasından önce 20ºC , çiçeklenme döneminde 25ºC , kozaların gelişme döneminde ise 30-32ºC olmalıdır. Hasat döneminde kozaların iyi açılabilmesi için sıcaklığın azalması ( 15º C ye kadar ) istenir.

TOPRAK HAZIRLIĞI
Tarlanın pamuk ekimine hazırlanması sürecinde ilk yapılacak işlemler tarla temizliği ve toprak altı işlemesidir.Uzun yıllar pamuk yetiştirilen topraklarda zamanla pulluk altı yada taban taşı denilen sert bir tabaka oluşur.Bu tabaka bitki köklerinin gelişmesine engel olacağı için kırılması gerekir. Bu iş için subsoiler adı verilen aletler kullanılır.Bu aletle toprağın üst yapısı bozulmadan toprak 90 cm derinliğe kadar işlenir. Bu işlemi sonbahar ve kış sürümleri ile tohum yatağının hazırlanması izler. Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse sonbahar aylarında saplar kesilip toprak 20-25 cm derinliğinde sürülmelidir.Tarla otlu ve toprak tavı da uygun ise kış aylarında sürüm işleminin tekrarlanması yararlıdır. Eğer tahıldan sonra pamuk ekilecekse hasadın ardından toprak tavlı iken hemen sürülmelidir.Pamuk tarımında son sürüm tohum yatağını hazırlamak için yapılan ilkbahar sürümüdür. Bu sürümde 15 cm derinlik genellikle yeterlidir.
 
                                               EKİM
Yüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için genetik saflığı yüksek tohum kullanımı çok önemlidir.
İyi bir tohumlukta aranan özelliklerin başlıcaları şunlardır ;
---Tohumluk çiğit, iri, dolgun, biçimi ve rengi yeknesak olmalıdır. İçinde fazla çıplak, yeşil ve esmer, seyrek havlı çiğit bulunmamalıdır.
---Selektörlenmiş ve iyi temizlenmiş olmalıdır. İçinde boş ve kırık çekirdek yaprak gibi yabancı maddeler olmamalıdır.
---Tohumlar kuru ve sert olmalıdır.
---Çimlenme gücü %80 ve daha fazla olmalıdır.
---Sawgin çırçır fabrikasında çırçırlanmış olmalıdır.
---Havı alınmış olmalıdır.(Delinte tohum)
Pamuğun ekim zamanı iklim koşullarına göre belirlenir. Ekim için toprak sıcaklığının 15ºC nin üstüde olması gereklidir. Yıldan yıla ekim zamanı değişiklik göstermekle birlikte en uygun ekim zamanı 25 mart-30 nisan tarihleri arasıdır.
Ekim mibzerle sıraya yapılır.Sıra arası 70 cm, sıra üzeri 35-40 cm olmalıdır. Ekim derinliği toprak koşullarına göre genellikle 3-4 cm.dir. Tohumun çimlenmesi normal koşullarda 5-10 gün içinde gerçekleşir.


BAKIM
Pamukta bakım işleri seyreltme,çapalama ve uç almadır.Bitkinin iyi gelişmesini ve çabuk olgunlaşmasını sağlamak için seyreltme işleminin yapılması gerekir.Bitkiler henüz 4 yapraklı iken 5- 6 cm ara ile hafif bir seyreltme (tekleme ) yapılır.İlk seyreltme ilk çapa, ikinci (tam ) seyreltme ise ikinci çapa ile birlikte yapılmalıdır.Çıkıştan sonra görülen  yabancı otların çapalanarak yok edilmesi gerekir.Çapalama sayısı tarladaki yabancı ot durumuna göre değişir.Kozalar açılmaya başladıktan sonra bitkinin tepesinden 10-15 cm kısmının kırılmasına uç alma denir.Bu işlem, geç ekilmiş veya fazla sulanmış tarlalarda uygulanır.Gelişmesi normal olan bitkilerde uç almaya veya büyüme düzenleyicisi kullanmaya gerek yoktur.


SULAMA
Değişik iklim ve toprak koşullarına göre pamuk bitkisinin su ihtiyacı 400-600 mm kadardır.Pamuk üretim bölgelerinde yıllık yağış miktarı  yetersiz olduğundan iyi bir gelişme için gereken su miktarı sulama yolu ile verilmelidir.Sulama zamanı ve verilecek su miktarı bitkinin su isteği belirtilerine ve topraktaki nem durumuna göre saptanır. Bölgemizde yetiştirilen çeşitlerin orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında 15-20 gün aralıklarla 4-5 kez sulanması uygundur.Bölgemizde en iyi sulama yöntemi yüzey sulama (karık usulü ) yöntemidir.

HASTALIK VE ZARARLILAR
Pamuk tarımında en çok görülen hastalıklar;
---Pamuk solgunluk hastalığı
---Fide kök çürüklüğü
---Köşeli yaprak lekesi hastalığı
---Antraknoz
Zararlılar;
---Toprak kurtları
---Pamuk yaprak biti
---Yaprak piresi
---Beyaz sinek
---Kırmızı örümcek
---Pembe kurt
---Yeşil kurt
---Pamuk yaprak kurdu
---Dikenli kurt
---Çizgili yaprak kurdu
Yüksek bağıl nem ve sıcaklık,hastalık ve zararlıların ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşturur.Bu nedenle Çukurova da 4-5 kez ilaçlama yapmak zorunluluğu ortaya çıkar.

GÜBRELEME
Pamuk tarımında kullanılacak gübre miktarı, iklim ve toprak koşullarının yanı sıra, sulamaya, pamuk çeşidine göre değişir.Her şeyden önce kullanılacak gübre çeşidin ve miktarının belirlenmesinde toprak analizleri mutlaka yaptırılmalıdır. Genel olarak kullanılan gübre çeşit ve miktarları;
---Azotlu gübreler: Dekara  14-16  kg saf azot
---Fosforlu gübreler: Dekara  4-6  kg  saf fosfor
---Potaslı gübreler:Topraklarımız potasyumca zengin olduğundan kullanmaya gerek yoktur.Bu durum toprak analizleri ile belirlenmelidir.
---Diğer gübreler:Toprak ve bitki analizleri ile belirlenmelidir.
HASAT HARMAN
Kozaların olgunlaşması ile pamuk hasadına başlanır. Hasat tarihi iklim koşullarına, ekim tarihine ve sulama koşullarına göre değişir. Bölgemizde hasat Ağustos sonlarında başlayıp Kasım başına kadar devam eder.
Pamuk hasadı 2-3 kez elle toplanarak yapılmasına rağmen iş gücü sıkıntısı, hasadın elle yapılmasını ekonomik olmaktan çıkarmıştır.Dolayısıyla pamuk hasadında mekanizasyona geçiş kaçınılmazdır.Son yıllarda makine ile hasada ait bir çok çalışma ve uygulama yapılmaktadır.





Kaynak: Prof. Dr. Oktay GENCER 

Ateş Yanıklığı Hastalığı (Erwinia Amylovora)

ATEŞ YANIKLIĞI HASTALIK BELİRTİLERİ (Erwinia Amylovora)

Ateş yanıklığı hastalığını oluşturan etmen bakteridir.  Dallarda ve gövdede bir önceki yıldan kalan kanserlerin kenarlarındaki kabuk dokusunda kışı geçirir. Hastalık etmeni bakteri yağmur, rüzgar, böcekler, kuşlar ve budama aletleriyle ağaçtan ağaca yayılır.

İlk belirtiler çiçek ve çiçek demetlerinde görülür. Hastalıklı çiçekler solar, kahverengi veya siyah bir renk alır. Nemli havalarda ve sabahın ilk saatlerinde hastalıklı kısımlardan krem rengi sütümsü bir akıntı çıkar. Bu akıntı havanın ısınmasıyla birlikte kurur ve kahverengi bir renk alır. Taze sürgünler hastalandığında siyahlaşır. Uç kısmı geriye doğru kıvrılarak çobandeğneği şeklini alır. Dallar ve ana gövdede kanserler meydana gelir. Bu kısımlarda kabuk içeri doğru çöker ve kırmızımsı kahverengi bir renk alır. İlkbahar başlangıcında kanserli doku yüzeyi yumuşak, ıslak bir görünüm alır. Bıçakla kabuk kaldırıldığında altında kahverengi renk değişikliği görülür.

ATEŞ YANIKLIĞI HASTALIĞININ GÖRÜLDÜĞÜ BİTKİLER
Özellikle elma, armut ve ayvalarda çok zararlı olmaktadır. Ayrıca yenidünya ve muşmula ağaçlarında da ciddi enfeksiyonlar oluşmaktadır. Yumuşak çekirdekli meyve ağaçları dışında Dağ muşmulası, Ateş dikeni, Ak diken, üvez gibi bazı süs ve orman florası konukçuları arasındadır.
  

ATEŞ YANIKLIĞI MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Kültürel Önlemler
Fidan üretiminde sağlıklı çöğür ve gözler kullanılmalıdır. Ağır hasta ağaçlar sökülüp yakılmalıdır. Bu hastalıkla mücadelede her üretici bahçesini özellikle çiçeklenme döneminde sürekli takip etmelidir. Ağaç üzerinde bulunan hastalıklı çiçek demetleri, sürgün ve dallar enfeksiyon noktasının en az 30–40 cm altından kesilip çıkarılmalıdır. Budamada kullanılan aletler her seferinde % 10’luk çamaşır suyuna daldırılarak dezenfekte edilmelidir. Büyük dallar kesildiğinde budama yerlerine % 10’luk çamaşır suyu sürülmeli ve aşı macunu ile kapatılmalıdır. Hastalıklı bahçelerde arı kovanları varsa kaldırılmalıdır. Yaprak biti, psillidi gibi zararlılarda hastalığın yayılmasında etkili olduğundan bunlarla da mücadele mutlaka yapılmalıdır.

ATEŞ YANIKLIĞI KİMYASAL MÜCADELESİ
Ağaçların durgun olduğu dönemde budamadan sonra % 2’lik Bordo Bulamacı uygulanmalıdır. Çiçeklenme başlangıcından itibaren7-8 gün aralıklarla en az 3 ilaçlama ruhsatlı ilaçlardan biri kullanılarak yapılmalıdır. Sürgün gelişiminin hızlı olduğu dönemde ağaçlarda yaralanmaya neden olabilecek fırtına ve doludan sonra 24 saat içinde ilaçlama yapılmalıdır.


Kaynak:https://www.sorhocam.com/etiket.asp?sid=4607&ates-yanikligi-ilaclari/

KABAKGİLLERDE KÜLLEME HASTALIĞI(Erysiphe cichoracearum, Sphaerotheca fuliginea)

KABAKGİLLERDE KÜLLEME HASTALIĞI
(Erysiphe cichoracearum, Sphaerotheca fuliginea)
Hastalık Belirtisi:
• Hastalık bitkilerin önce yaşlı yapraklarında
görülür, daha sonra genç yapraklara da geçer.
• Öncelikle yaprağın üst yüzeyinde
parça parça, nispeten yuvarlak lekeler
belirir, sonradan bu lekeler birleşerek
yaprağın her iki yüzeyini, yaprak sapını
ve gövdeyi kaplar.
• Lekeler ilk zamanlarda beyaz renkte
toz tabakası gibi görünür, zaman ilerledikçe
esmerleşir.
• Yapraklar kuruyup dökülür ve bitkide
gelişme durur. Bunun sonucu olarak
da ürün kaybı meydana gelir.
• Hastalık için en uygun sıcaklık
27 0C’dir.
Hastalığın Görüldüğü Bitkiler:
• Hastalık kabakgillerde (hıyar, kavun,
kabak, karpuz) görülür.
Mücadele Yöntemleri:
Kültürel Önlemler:
• Hasattan sonra hastalıklı bitki artıkları toplanarak yakılmalıdır.
Kimyasal Mücadele:
• ilk hastalık belirtileri görüldüğünde ilaçlamaya başlanır.
• İlaçlama havanın serin ve sakin olduğu zamanlarda bitkinin her tarafının

ilaçla kaplanması şeklinde olmalıdır.Yağıştan sonra ve fazla çiğ bulunduğunda toz kükürt uygulaması yapılmamalıdır,
çünkü çıkabilecek güneş nedeni ile yanıklar meydana
gelebilir.
• Genellikle günlük sıcaklık ortalaması 270 C’nin üstünde ve orantılı nemin
de % 50’nin altına düştüğü zamanlarda ilaçlamaya ara verilmeli,
şartlar değiştiğinde ise ilaçlamaya devam edilmelidir.
Kimyasal Mücadelede Kullanılacak İlaçlar ve Dozları: İl/ilçe Müdürlükleri
ve reçete yazma yetkisi bulunan kişilerce belirlenmelidir.

kaynak:https://www.tarim.gov.tr/GKGM/Belgeler/.../hastalik_zararlilari.../hıyar-kabak.pdf

Antepfıstığı Göz Kurdu (Thaumetopae solitaria)

ANTEPFISTIĞI GÖZ KURDU
Thaumetopae solitaria

Antepfıstığı Gözkurdu
TANIMI:
Dişiler genel olarak boz, erkekler açık kahverengidir.Alt kanatlar beyaz olup üst kanatların üst kenarından alt kenarına ulaşan kahverengi zig-zag çizgiler vardır.Dişilerde kanat açıklığı 28-37.8 mm. erkeklerde 21-24.5 mm. dir.Yumurtaları altıgen şeklinde olup birbirine bitişik 6-8 sıralı dikdörtgen şeklindeki paketler halindedir. Önce kestane renginde olup sonra kurşuni dal rengine dönüşürler. Dişiler kestane renginde pulcuklarla , yumurta paketinin üstünü örterler. Pulcukları, kiremit gibi üst üste sıralayarak, salgıladıkları yapışkan bir madde ile paketlerin üstüne yapıştırırlar. Yeni çıkan larvalar 2.5-3 mm. uzunluğundadır. Üzerinde uzun, sık, beyaz ve siyah kıllar bulunur. Baş siyah, vücut  kurşuni-yeşil renktedir. Olgun larvanın kılları beyaz olup vücut rengi kımızımsı siyahtır. Boyları 20-30 mm. dir.

YAŞAYIŞI(BİYOLOJİSİ):
Zararlı, kış mevsimini yumurta halinde geçirir. Yumurtalar birbirine bitişik, 6-8 sıralı, dikdörtgen paketler halindedir.
İlkbaharda yumurtadan çıkan larvalar , topluca gözlere ve sürgünlere saldırırlar. Bunların beslenmeleri geceleyin olup, gündüzleri uygun yerlerde(ağaçların kök boğazı, kalın dalların kuytu yerleri … vs.) istirahat halinde geçirirler. Larva dönemi boyunca 5 gömlek değiştirirler ve bu süre 45-60 günde tamamlanır. Bu sürenin sonunda pupa olmak üzere toprağa iner ve 2-6 cm. derinlikte pupa olular (mayıs sonu haziran ortası). pupa süresi uzun olup eylül ayının ikinci yarısına kadar sürer. pupaadan çıkan erginler çiftleştikten sonra, dişiler yumurtalarını paketler halinde, orta kalınlıktaki dalların ve gövdenin güney istikametindeki düzgün yerlerine koyarlar. Bir yumurta paketinde ortalama 140 adet yumurta bulunur. Böylece bir yılda bir nesil verir.

KONUKÇULARI: Antepfıstığı
 ZARARI:
 Yeni çıkan tırtıllar, henüz oluşmakta olan sürgün, meyve ve yapraklara saldırırlar. İlk dönemdeki zara az olmakla birlikte, tırtıllar büyüdükçe zarar artar. Önceleri bir ağaçta daldan dala hareket ederken, daha sonraları ağaçtan ağaca hareket ederler. Yapraklarda damar aralarındaki etli dokuyu yer damarları bırakırlar. Bu nedenle gündüzleri tırtıllar görülmese bile, yapraklarda oluşturduğu bu tipik zararı ile hemen fark edilir. Bu şekilde tırtıllar tarafından tahrip edilmiş ağaçların yapraklanması ve sürgün vermesi iki ay kadar gecikir. Genelde gece beslenirler. Gündüz ağaçların dibinde otlar arasında topluca istirahat ederler. Hareketleri sırasında ip gibi dizilirler.

Antepfıstığı gözkurdu zararı
MÜCADELESİ:
Mekanik Mücadele:
Kışın yumurta paketleri ezilir. İlkbaharda larva grupları ezilerek yok edilir.

Kimyasal mücadele:
Bahçedeki ağaçların %50 sinde 2-3 yumurta paketi varsa mücadele gereklidir. Tomurcuklar patlamadan 20 gün öncesine kadar yumurtalara karşı Gaziantep bölgesinde kış ilaçlaması yapılır. Tomurcukların patlama döneminde birinci ve ikinci dönem tırtıllara karşı Nisan ayı başından sonuna kadar ilaçlama yapılır. Ege bölgesinde birinci ilaçlama, dişi antepfıstığı ağaçlarının tomurcukları fare kulağı devresinde iken(Nisanın ilk yarısı) tomurcuklarda küme halinde larvalar görülünce yapılır. Bundan 20-25 gün sonra ikinci bir ilaçlama yapılabilir.

Kaynak:http://agroziraat.com/antep-fistigi-hastalik-ve-zararlilari/antepfistigi-goz-kurdu/